Müzikle zamanı paylaştığım anlar bana her zaman mutluluk vermiştir. Sevdiğim bir şarkıyı dinlediğim an sıkıntılardan, hüzünlerden ve yaşamın gerçeklerinden uzaklaşırım. Yıllardır yaşamın mücadele edemediğim zorluklarında müziğin güvenli limanında soluklanmışımdır.
Çocukluk yıllarımın tek kanallı televizyonunda dinlemek zorunda bırakıldığım siyah giyinmiş ağırbaşlı sanatçıların söylediği hüzünlü şarkılar veya bir disiplin içindeki klasik müzikleri beni hiçbir zaman mutlu etmedi. Bunun yanında zoraki eğlenceli türküler ve klasik sanat müziğinin ciddiyetinden taviz vermeyen neşeli şarkılarından da keyif almadım hiçbir zaman.
Seksenli yıllara geldiğimde kendi müziğimi dinlemeye başlayıp dünyadaki çeşitliliği görünce ne çok sevebileceğim müzik olduğunu gördüm. Radyoda dinlemek istediğim şarkıları yakalamaya çalışıyordum, sadece kendi sevdiğim şarkılardan oluşan kasetler doldurtuyordum harçlıklarımdan biriktirdiklerimle. Ailem Trt deki Klasik Türk Müziği konserini dinlerken oradan uzaklaşabilmek için Walkman’im olması gerektiğini düşünüyor kulaklığı takınca sevdiğim müziğe kavuşacağım anların hayalini kuruyordum.
Daha sonra Walkman’im ve pek çok kasetim oldu. Zaman ile kasetlerin yerini cdler aldı ve müzik tutkum her geçen gün daha arttı. Önceleri mükellef bir müzik sofrasındaki her lezzeti tatmak isteyen müziğe aç bir dinleyiciyken sonraları daha seçici oldum. New Age ile başlayan müzik seyahatim Trance ve Progresive House ile son şekline ulaştı. Müziğin kesintisiz DJ performanslarıyla sergilenmesini keşfetmem elektronik müzikten aldığım keyfi bir kat daha arttırdı.
İşte bu noktadan sonra sevdiğim şarkılardan böyle performanslar gerçekleştirme isteği doldu içime. Önce bilgisayar yardımıyla sonrada güçlükle edinilmiş ekipmanlarla bir şeyler yapmaya çalıştım. Yaptıklarımı çevremdeki insanlarla paylaşmaya çalıştım ama çocukça buldular yaptıklarımı. Çılgınlıktı onsekizini doldurduysan unutmalıydın bu müziği. Yaşıtlarımın dinlediği daha ağır ritimli daha klasik şarkılar vardı. Ya benim dinlediğim onlara göre sadece tahammül edilmez gürültüydü. Oysa bana yaşam coşkusunu veren bu şarkılardı ama anlatmadım.
Uyanık olduğum her an müziğimi dinlemek isterken toplum kuralları ile haftada birkaç saatle sınırlandırıldım. Sürekli müziğimin sesini kısmam söylendi. Her gün sesi biraz daha kıstım. Ve sonunda müziğimin sesi tamamen duyulmaz oldu.
Artık şimdi kurallara uymalıyım müzik dinleyecek isem yaşıma uygun şarkılar dinlemeliyim. Siyah elbiselerini giymiş sıralar halinde dizilmiş sanat müziği koroları veya takım elbiseleri içinde elindeki ensturmanını çalan klasik müzik orkestraları. En fazla altmışların rock müziğini dinleyebilirim. Çünkü yaşıma uygun görülen yalnızca bunlar.
Ama içimdeki çocuğun yine walkmani var çevreden gizlice dinliyor sevdiği müziği. O çocuk inandığı müziğin yaşam enerjisini içinde koruyacak.
