Harry Potter konusu ile ilk başta çok dikkatimi çekemeyen bir seriydi. Biraz çocuk romanı gibi görmem biraz da büyücülük gibi bir düşüncenin normal mantık sınırlarını zorlayan anlatımı ilk bölümlerini geç izlememe neden oldu. İlk filmler gerçekten de bir çocuk filmi anlatımında bol mizahi öğeler içeren eğlencelik seyirlerdi.
Serinin ilerleyen bölümlerinde anlatımda felsefi düşünüş tarzının artışı klasik Harry Potter romanlarına alışmış okuyucu ve seyirciler için yeni bir Harry Potter; Adeta adındaki hafiflik ile uyumsuz, bölüme ait başlıklar ile bugüne kadar çelişen yapısıyla artık bir bütün oluşturan hikâyeler karşımıza çıkmaya başladı.
Serinin son bölümü Ölüm Yadigârları da işte tam bu şekilde, eğlencelik bir film beklerken seyircide birkaç küçük tebessüm dışında bir gülümseme oluşturmayan buna karşın film adını veren küçük bir masal, ölüm yadigârları ile fazlası ile düşündüren bir film.
“Seyahat eden üç kardeşin yollarına bir gün aşılmaz bir nehir çıkar; Büyücülük güçleri ile nehrin üzerine bir köprü inşa ederler ve bu sayede nehirden güvenle geçerler. Planlarının bozulmasına kızan fakat bunu belli etmek istemeyen Ölüm üç kardeşin önüne çıkar. Onlardan birer dilekte bulunmasını ister. Kardeşlerden ilki çok güçlü bir asa; İkincisi ölmüş olanlara tekrar hayat verecek sihirli bir taş ve üçüncüsü ise kendisini ölümden saklayacak bir örtü ister.
Kardeşlerden ilki o gece bir hana gider çok nefret ettiği bir düşmanını güçlü asası ile yok eder; Ama uykuya daldığında asayı eline geçiren bir başkası tarafından öldürülünce ölüm nehirdeki intikamını almış olur. İkinci kardeş elindeki kudretli taşla çok sevdiği fakat evlenemeden önce ölen sevgilisini canlandırır; Ama diğer dünyadan gelen sevgili geldiği yeri aramaktadır ve tekrar gitmek istemektedir; Onun üzüntüsüne dayanamayan ve yine onunla birlikte olmak isteyen kardeşlerden ikincisi intihar edince ölüm ikinci zaferini kazanır. Üçüncü kardeş ise ömür boyu kendisini ölümden saklayan örtünün altında mutlu yaşar; Ancak günün birinde örtüyü çocuğuna devretmek için çıkardığında ölüm canını alırken bu dünyadan alabileceği her şeyi aldığı için mutlu ve huzurludur.”
Yaşamı ve insanı ne kadar güzel özetleyen bir masal. Birinci kardeş de olduğu gibi bütün güçlere sahip olmak ve onu yalnızca kendi için kullanmak en büyük mutluluk değildir; Çünkü bütün o güçler bir gün sana karşı kullanılabilir. İkinci kardeşin geç farkına vardığı gibi geçmiş geçmişte kalmalıdır zaman geriye doğru akamaz mutluluk getirmesi gereken bugünkü yaşamdır. Ve üçüncü kardeşin yaşadığı gibi ölümden sakınarak yaşamak ama fedakarlık gerektiğinde de sahneden çekilmesini bilmek belki yaşamların en değerlisidir.

Elinize sağlık, çok güzel ve düşündürücü..
YanıtlaSil